19 Aralık, 2014

Bir Zamanlar Kenya'da İken,

Herkese Merhaba!

Uzun zaman sonra tekrar Blog'uma geri dönebildiğim için çok mutluyum! İşlerimin yoğunluğundan dolayı pek bir aksattım sanırım.

Bugün sizlerle Kabin Memuru olduğum senelerde gezip çokça vakit geçirebildiğim yerlerden biri olan Nairobi şehrinden bahsedeceğim.


Kenyatta Caddesi'nde bulunan The Sarova Stanley Otelde 3 gece konaklamıştık. Odamdan şehir merkezi de gözüküyordu. O gün hiç vakit kaybetmek istemediğimiz için erkenden buluşmuştuk Ve sonra da bizim için kapıda bekleyen Safari aracına binip yola koyulduk. Bu da aracımızdan bir görüntü.


Safari bölgesine ulaştığımızda hemen oracıkta rastladığım yerlilerle birlikte resim de çektirdik. Bir yandan kendilerine özgü bir şarkıyı mırıldanırlarken, bir yandan da dans etmeyi unutmuyorlardı. Bende kendimi o ahenk ile dans ederken buldum.


Burası da timsahlara özel bir bölge. Başımızdaki rehber sayesinde bu sevimli ama bir o kadar da korkutucu hayvanların yaşantılarını ve nasıl yakalanabildiklerini kendimiz bizzat deneyerek öğrendik. Mesela bu küçük ve sevimli yavru timsah aslında tüm gücünü kuyruğundan almakta. Hızlı hareket etmesi kısa kalmış ayaklarından ziyade vücudunu istediği kıvraklıkta manevra yapabilmesinden ötürü. Bu yüzden bize öğretilenlerden ilk önemli kısım, sol el ile kuyruğu yakalamak. Ardından sağ el ile iki gözünün ortasındaki o boş alana baş parmağınız ile bastırıp işaret parmağı ile arada kalan kısım ile de cenesini tümüyle kavradığında sizi ısırmak için hareket edemeyecek ve uslu uslu bekleyecektir. Derisi o kadar nemli ki, bir an korktum ya elim kayarsa diye. Ancak bir o kadar da üst derisinde sivri çıkıntıları olduğundan başarabileceğime daha çok inandım ve bu pozu verdik.


Aslında Safarinin anlamı hayvanların tabii alanlarında yaşamalarına izin vererek bir yandan da gözleme amaçlı kapalı bir alanı insanlar için tahsis etmek. Bu yüzden uçsuz bucaksız bir alanda asıl kafeste olanlar insanlar oluyorlar. Hayvanlar ise yemek verildiği taktirde telli alana yaklaşıp onları görebilmemize imkan sağlıyorlar. 

O kadar çok resim var ki hangisini koyacağımı bilemedim. Bu asil güzellikteki aslanı da paylaşamadan edemeyeceğim.  Ona evimdeki kedim gibi dokunamayacağımı biliyordum. Bu yüzden resmini çekmek ve gözlemlemek ile yetindim.


 Çok hoşuma giden şeylerden biri de nikahları. Böyle özel günleri kutlamak için Safari Parkları onlar için en gözde mekanlarmış. Katılan tüm bayanların gelinin sevdiği renkte elbise giyinmesi ve erkeklerin ise takım elbiseyle buluşan kravattaki ve mendildeki renk uyumunu tamamlaması bence çok güzel.

 En son olarak oradan ayrılmadan önce benimle İngilizce sohbet eden bu küçük arkadaşı da çok sevdiğim için payaşmak istedim.Tenimiz ne renk olursa olsun, insan her yerde insan. Bu imkanım olduğu için gerçekten çok şanslı hissediyorum.


Tekrar görüşmek üzere!